10 Ekim 2010 Pazar

Havada aşk kokusu var...

"I don't know much but I know I love you" diye bir şarkı var, bi zamanlar dinlemiş çok beğenmiştim. Allahım dilime takıldı ama sadece bu cümlesi. Çok azıcık da melodisini hatırlıyorum ama gerisi ne mümkün. Ha bir de düet olduğu hatırımda. Çıldıracam, nerden bulcam ben bu şarkıyı diye youtube, google artık ne kadar arama olanağım varsa, buna arkadaş çevrem de dahil başvurdum ama tık yok. Neyse artık olay gündemden düştü, işteyim bizim sevdiğim müdürlerden biriyle sohbet ediyoruz odasında (dedikodu yapıyoruz aslında), bir baktım radyo dinliyor ve radyoda bu şarkı çalıyor. Nasıl zıpladım yerimden bir ben bir allah biliyo, adam korkudan sıçtı sanıyorum aşka geldi saldıracak bu kız bana diye. Aha dedim ben bu şarkıyı aylardır yok yıllardır bulmaya çalışıyorum, lanet olsun kayıt cihazım yok ayy aklınızda tutar mısınız acaba falan diye çırpınırken adamcağız hemen telefonunun kayıt düğmesine basıverdi ve beni büyük bir dertten kurtardı. Sizde de var mı böylesi takıntılar bilmiyorum ama ben bişeyi hatırlamaya çalışır ama hatırlayamazsam tüm gün başka bişey yapamam, gece uyuyamam. Neydi neydi diye kendimi yer durur, tüm olanaklarımı ve arkadaşlarımı onu bulmaya sevk ederim. Şimdi full versiyonunu bıkmadan tekrar tekrar dinliyorum. Ha bir de böyle pis bir huyum var. Kusana kadar aynı şarkıyı dinlerim üst üste, artık hane halkı ve çaktırmasam da ben de baygınlık geçiririz, ne zaman inanırım şarkıyı son notasına kadar emdim bir daha yüzüne bakmam. Ama aradan on yıl geçse de tekrar dinlediğimde yine o kusana kadar dinlediğim anda ki ruh haline de dönerim hemen. Nefret ettiğim adama tekrar aşık bile olabilirim düşünün yani ne kadar özümsediğimi. Şimdi havada aşk kokusu var dedim çünkü artık yaş kemale erdi, birini bulup evlenmem lazım zira evde kalmışlar kategorisine hızla giriyorum. Ayrıca bir evin bir çocuğu olduğum için beni aldı yarın öbür gün ben yalnız kalırsam ne bok yiycem korkusu. Hayır bu güne kadar defalarca bizimkilere postayı koyup gittim yalnız yaşadım, tek başıma daha mutlu olduğum gün sayısı daha fazladır ama yaşlılık böyle bişey tırsak yapıyor insanı, salya sümük bir tip oldum, allahım ben napicem yaşlılıkta bir bardak su bile istesem veren olmayacak diye bir koca bulayım artık telaşı başladı bende. Ve adayların içinden en mantıklı ve aynı zamanda da en aşk dolusu olanı seçtim, piyano öğretmenim :) Hayır adaylar arasında dememe bakmayın garibim hiçbirinin kendileri üzerine kurduğum hain planlardan haberi yok. Aman en sonunda aşk bitecek bari adamın parası olsun da gezelim tozalım bakış açısıyla aday ettiklerim var (ama bir yandan zenginin parası yenmez gibi bir fikre kapılmışım nedense), diğer yandan ömür boyu hiç bişey hissetmediğin adamla da yaşanmaz beya o kadar da al gülüm ver gülüm değil bu işler, aşık olunca anlıycaksın kızım diyorum. Feci arada kaldım anlayacağınız ama artık hangisi elini çabuk tutarsa ona varacağım :)) Piyano hocamı facebookta arkadaş ettim kendime, sabah akşam fotoğraflarına bakıp salaka salak hayal kuruyorum. Hemşeri çıktık bir de kendisiyle, ayy diyorum benden iyisini mi bulacak. Yaş farkımız 1, kültür farkımız hiç yok, ben de piyano çalabiliyorum. Eee daha nolsun yani beni almıycak da kimi alcak diye burnum kaf dağında ama adamın evli olup olmadığını dahi bilmiyorum. Allahım bişeyler yap nolur evli olmasın yaawww :(( Ha diğer yandan zengin olan adayımın sayfasına da bikaç ziyaret yapıyorum ama herkesle de arkadaş bu ya, ne idüğü belirsiz bi tip deyip gönlümü benim romantik piyano hocasına kaydırıveriyorum hafiften, fonda çalan aşk yüklü şarkıda tabii bu duruma destek oluyor. Şarkılar yüzünden zaten başıma ne geldiyse.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.