21 Şubat 2011 Pazartesi

Yeter demek yetmez ki bazen

Hayat acımasız karar verdim. Aslında nankör olmamak lazım, bugüne kadar yaşadıklarıma kıyasla hayatım oldukça düzene girdi, anam babam sağ, bir aradalar. Çok şükür bir hastalığım yok, bu kriz ortamında işsiz güçsüz kalmışlığım da yok her ne kadar beni katil etme potansiyeli taşıyan tereyağ saçlı bir müdürüm olsa da. Neyim eksik nedir bu içimdeki boşluk diye başı kopmuş davık gibi oradan oraya kendimi atarken Gökhan Türkmen belasına yakalanmış bulunmaktayım, tabi olayın Ceceli'nin "Eksik" şarkısıyla başladığını ve iliklerime kadar acıklı, dokunaklı durumlar ve şarkıların isteyerek, bilerek ve en kötüsü tercih ederek dinlediğimi, içimde sürekli cız eden tanım da koyamadığım bir halin olduğunu söylememe gerek yok. Bariz aşk eksikliği yaşıyorum yaaa, hani vücuttaki potasyum eksikliği gibi bişey bu, aşk eksik kalmış, güdük kalmış, "yeterince alınamamış", hap olanı var mıdır bunun, ciğer yesem işe yarar mı, bana kanlı canlı bir sevgili çıkar mı???
Uzunca zaman yazmadım, takipçimde yok, işe yaramaz bir blogun boşta gezen kalfasıyım derken saat sabaha karşı 02:14 ve sadece 4 saat sonra yorucu bir haftabaşına adım atmak için uyanmak zorundayım, henüz yatamadım oysa !!! Buraya yazana kadar facebukuma şiire benzeyen bişeyler bile çiziktirdim. Acı çekmeye başlamak işin tehlikeli kısmı. Kendi kafamda yarattığım adama aşık olmak üzereyim, malum o adam "yok" olduğu için önüme çıkana aşık olamayacağım o olacak. Gözümün önünden gelip geçecek zaar elalemin kızlarına nasip olacak. İşim zor, işin zor aşkım. Daha geleceksin, seni koklayacağım, tanıdık geleceksin, içime sineceksin de geçip kalbimin üzerine yerleşeceksin. Kolay değil ama gelmen lazım artık, çok gecikebilirsin.   

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.