Karar verdim karşıma çıktığı ve onun “o” olduğunu anladığım an basıcam tokadı. Erkeğe el kalkar mı demeyin, beni bunca yıl bekletmeye ne hakkı var. Kim bilir kaç çiçeğe konup gelecek bana kadar, yorgun yılgın “tecrübeli”. Ben pampacık 18 yaş heyecanı taşıyan muhtemeldir sonraki yıllarda nerden buldum ben bu bebeyi diyeceğim tipte birini istemiştim, bu kadar geç gelinir mi, bu kadar ağırkanlı olabilir mi insan. Şu anki merakım acaba nerededir ne yapıyordur üzerine. Beğendiğim tipler bana gelmedi, gelenlerin yüzüne bakmadım. Sanmayın revaçta talep gören bir tipim ama şeytan tüyü var sanki üzerimde. Adı üzerinde “şeytan” ayartan yoldan çıkaran, nedense hep evliler geldi, yoldan sapanlar, şaşanlar. Hey kadınlar, aklınızı başınıza devşirin, kocalarınız çok acılı. İki dertlerini dinleyince, iki hiç bişeye karışmayan olgun aklı başında hanfendi portresi çizince ah nerde şimdiki aklım, karşıma geç çıktın yoksa seninle evlenirdim türevinden kulağıma iğrenç derecede bayağı gelen lafları sıralayan bu “evli” erkeklerin hiçbirine evet demedim efendim merak ediyorsanız. Ele yar olamayan bana hiç olamazdı, hepsinden kaçtım öcü görmüş gibi. Bu olgun, bi şeye karışmayan halimi sevdiler ya en çok ona gülüyorum. Oğlum ben senin neyine niye karışayım, git karın karışsın sana. Ama baktım benim hudutlarımdan içeri girdin, sana sevgilim dedim oohhooo karını mumla arayacak noktaya getiririm seni. Karışmamak ne be? Adam gece eve gelmeyecek misal karışmayacakmıyım. Yırtarım onun o pürüzsüz tenini, karışmamak ne demek. O benim, o benimdir ancak. Zaten 30 yıldır onu beklemişim. Daha karşıma çıktığında onu beğenecekmiyim, âşık olacakmıyım, heyecan olacak mı, böyleeee midemden kelebekler havalanıyormuş, gondolun en ucunda oturup bir o uca bir diğer uca gelip gidiyormuşum gibi olacak mı onu bile bilmiyorum. Yanarım yanarım arada boşa giden yıllara yanarım. Yaş ilerleyince fark ediyormuş insan zaman dediğin gerçekten de su gibi akıp gidiyormuş, yaşadığın her anın tadını çıkarmak lazımmış. Daha ağız tadıyla trip yapabileceğim bir sevgilim bile yok, nerde kaldı hayatın tadı. Tamam, boş durmuyoruz, geziyoruz, tozuyoruz ama yanında anlatacak biri olmayınca neye yarar ki. Söz sevgilim gezdiğim yerleri seninle tekrar gezeceğim ve sana hiç çaktırmayacağım daha önce geldiğimi. Öyle heyecanla bakacağım her yere, çünkü yanımda sen olunca heyecanlı olacağım.
En son "İncir Reçeli" filmine gittim, "Aşk Tesadüfleri Sever" filminde yeterince ağlayamayınca bari şansımı bunda deneyeyim diye düşünerek gitmiştim, iyi ki gitmişim. Siz de gidin bol bol ağlayın... Yine Mehmet Günsür'u kimselere değişmem ama napalım adam evli el kadar iki bebesi var, mutlu mesut yuvaların yıkıcısı değilim, derdim benzeri bir yuvanın sahibi olabilmektir efendim.
Ağlamak iyidir, gözlere parlaklık verir. Benimkiler bu ara şavkıyorrrr.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.